Unutmayın! Bizde dil,sadece kişiye özel 'terzi işi' yöntemlerle ve en fazla 4-5 kişilik sınıflarda öğrenilir.
23 Mayıs 2013 Perşembe
14 Mayıs 2013 Salı
Yabancı dil öğrenmek için geç mi kaldığınızı düşünüyordunuz?
'Yeni bir dil öğrenmek için geç kaldım,artık kafam almıyor sanırım.' sözünü birçok yetişkin öğrencimizden duyuyoruz.
Çocukların,yetişkinlere kıyasla daha çabuk ve daha kolay bir şekilde yabancı dil öğrenebildikleri düşüncesi son derece yaygındır. 1960lı yıllarda ortaya atılan 'kritik dönem' hipotezine göre (Penfield&Roberts,1959), ikinci dil öğrenimde ergenlik çağına kadar olan dönem, en verimli dönemdir. Bu hipotez,beynin dil öğrenmede kullanılan sol yarısının ileriki yaşlarda elastikiyetini kaybettiğini ortaya atarak,bir çok nörolojik açıklama ile de desteklenmiştir.
Oysaki bu hipotez,başka araştırmacılar tarafından bugün çürütülmüştür. 'Dil öğrenmeye ne kadar erken başlanırsa,o kadar iyidir.' görüşünü okul ortamında yapılan bazı araştırmalar desteklememiştir. Okulda 11 yaşında Fransızca öğrenmeye başlayan İngiliz çocukların, 7 yaşında Fransızca'ya başlayan çocuklara göre ikinci dil testlerinde daha başarılı oldukları belirlenmiştir (Stern,1975). Aynı zamanda,artık yetişkinlerin de dili mükemmel öğrenebilecekleri belirtilmektedir.
Fakat,yapılan araştırmalar göstermiştir ki,ne kadar erken yaşta yabancı dil öğrenilmeye başlanırsa,o kadar aksansız konuşmak mümkündür.Amerika'ya göç eden çocuklar üzerinde yapılan bir araştırmaya göre (Oyama 1976) , 1-7 yaş arasındaki çocukların %68'inin, 10-13 yaş arasındaki çocukların ise %7'sinin dili aksansız öğrendikleri saptanmıştır. Ama bunlar,dilin çocuklar tarafından yetişkinlere göre daha çabuk öğrendikleri anlamına gelmemektedir. Çocukların,morfolojik ve fonetik öğeleri daha hızlı algılamalarından dolayı kolayca edinebildikleri aksansız telaffuz,sadece yanıltıcı olabilir.
Her ne kadar yetişkinlerin ve çocukların yabancı dil öğrenme şekilleri ve yetileri farklılık gösterse de, yetişkinlerin sematik ilişkileri ve dilbilgisi kurallarını anlamalarının daha kolay olduğunu savunabiliriz.
Tüm bunların yansıra,yabancı dil öğrenme sürecini yönlendiren çeşitli etkenler vardır: Biyolojik koşullar,bilişsel ve duygusal etkenler,öğretim metodu ve sosyal etkenler. Bu etkenler,olumlu olduğu sürece,dil öğrenmede yaş faktörünün fazla bir önemi yoktur. O yüzden 'yaşım dil öğrenmek için fazla' düşüncesi tamamen yanlış bir düşüncedir. Bu durumun,motivasyonunuzu etkilemesine izin vermeyin!
Oysaki bu hipotez,başka araştırmacılar tarafından bugün çürütülmüştür. 'Dil öğrenmeye ne kadar erken başlanırsa,o kadar iyidir.' görüşünü okul ortamında yapılan bazı araştırmalar desteklememiştir. Okulda 11 yaşında Fransızca öğrenmeye başlayan İngiliz çocukların, 7 yaşında Fransızca'ya başlayan çocuklara göre ikinci dil testlerinde daha başarılı oldukları belirlenmiştir (Stern,1975). Aynı zamanda,artık yetişkinlerin de dili mükemmel öğrenebilecekleri belirtilmektedir.
Fakat,yapılan araştırmalar göstermiştir ki,ne kadar erken yaşta yabancı dil öğrenilmeye başlanırsa,o kadar aksansız konuşmak mümkündür.Amerika'ya göç eden çocuklar üzerinde yapılan bir araştırmaya göre (Oyama 1976) , 1-7 yaş arasındaki çocukların %68'inin, 10-13 yaş arasındaki çocukların ise %7'sinin dili aksansız öğrendikleri saptanmıştır. Ama bunlar,dilin çocuklar tarafından yetişkinlere göre daha çabuk öğrendikleri anlamına gelmemektedir. Çocukların,morfolojik ve fonetik öğeleri daha hızlı algılamalarından dolayı kolayca edinebildikleri aksansız telaffuz,sadece yanıltıcı olabilir.
Her ne kadar yetişkinlerin ve çocukların yabancı dil öğrenme şekilleri ve yetileri farklılık gösterse de, yetişkinlerin sematik ilişkileri ve dilbilgisi kurallarını anlamalarının daha kolay olduğunu savunabiliriz.
Tüm bunların yansıra,yabancı dil öğrenme sürecini yönlendiren çeşitli etkenler vardır: Biyolojik koşullar,bilişsel ve duygusal etkenler,öğretim metodu ve sosyal etkenler. Bu etkenler,olumlu olduğu sürece,dil öğrenmede yaş faktörünün fazla bir önemi yoktur. O yüzden 'yaşım dil öğrenmek için fazla' düşüncesi tamamen yanlış bir düşüncedir. Bu durumun,motivasyonunuzu etkilemesine izin vermeyin!
Kaynak: Yrd. Doç Dr. Nazan Tutaş: Selçuk Üniversitesi,Sosyal Bilimler Dergisi,Sayı 8
Yeni bir dil öğrenmek için
Formula Lingua
www.formulalingua.com
0216 363 81 44
12 Mayıs 2013 Pazar
9 Mayıs 2013 Perşembe
Neden Özel Ders?
Yaşadığınız ülkede, yabancı dil öğrenmenin en hızlı ve
etkili öğrenme yolu özel derstir.
Takdir edersiniz ki, güçlükle zaman ayrılıp gidilen, kalabalık sınıflı yabancı dil kurslarında
bu kadar verimli bir sonuç almak ne yazık ki çok da kolay değildir. Kalabalık bir sınıfta, her zaman başkalarının
ders programlarına muhtaç olursunuz ve size birebir bir ilgi gösterilemez. Bu
sebepten ötürü, özel ders, sizin mutlaka
daha hızlı, daha verimli ve de sadece size uygun yöntemlerle yabancı dil öğrenmenizi
sağlayacaktır. Size sunulan yabancı dil eğitimi, ‘terzi işi’ bir yöntemle
gerçekleştirilecektir ve siz böylece hem
zamanınızı, hem paranızı, hem de emeklerinizi boşa harcamamış olacaksınız.
Neden Özel Ders?
·
Ders günlerinizi ve saatlerinizi dileğiniz gibi
belirleyebilirsiniz.
·
Başkaları için hazırlanmış ders programlarına
muhtaç olmazsınız. Sadece sizin arzu ettiğiniz ağırlıkta ve içeriklerde bir yabancı
dil ders programı sunulur.
·
Sizin öğrenme yetenekleriniz, çok daha kolay
fark edilir ve bu doğrultuda yabancı dil öğrenme yöntemleri belirlenilir.
·
Anlamadığınız, zorlandığınız, tekrar etmek
istediğiniz her konuda gereken yapılır.
·
Asla belirli bir kitap setine muhtaç olmazsınız,
sizin için özel alıştırma materyalleri hazırlanır ve daha birçok kaynaktan
destek alınır.
·
Derslerde birebir bir ilgi olduğu için çok daha
hızlı yol alırsınız. Zamanınızı boşa harcamamak ve kendiniz yönetmek ve hedeflerinizi
kendiniz belirlemek, özel derslerde mümkündür!
Birebir yabancı dil özel
derslerin yanı sıra, en fazla 4 kişilik olmak üzere, kendi özel ders
grubunuzu da oluşturabilir ya da grup özel ders talebinde bulunabilirsiniz. (Bu
durumda öğrencilere mutlaka seviye belirleme sınavı yapılmaktadır, öğrenciler
aynı seviyede değilse grup ders oluşturulabilmesi mümkün değildir.)
Formula Lingua
0216 363 81 44
www.formulalingua.com
3 Mayıs 2013 Cuma
Yabancı dillerden Türkçeye ve Türkçeden diğer dillere geçen sözcükler
Hiç kuşkusuz zengin bir dilimiz var!
Korumamız,doğru kullanmamız gereken mükemmel bir dil güzel Türkçemiz.
Formula Lingua olarak,yabancı dil eğitiminin yanı sıra,ana dilimiz Türkçenin de doğru kullanılmasını destekliyoruz ve bu konuda gereken özeni gösteriyoruz.
Çoğu zaman,Türkçeye yabancı dilden geçen sözcükler konu ediliyor. Peki,Türkçeden diğer dillere hiç sözcük geçmemiş mi?
İşte Türkçeden diğer dillere geçen sözcük sayıları ve size birkaç örnek:
Korumamız,doğru kullanmamız gereken mükemmel bir dil güzel Türkçemiz.
Formula Lingua olarak,yabancı dil eğitiminin yanı sıra,ana dilimiz Türkçenin de doğru kullanılmasını destekliyoruz ve bu konuda gereken özeni gösteriyoruz.
Çoğu zaman,Türkçeye yabancı dilden geçen sözcükler konu ediliyor. Peki,Türkçeden diğer dillere hiç sözcük geçmemiş mi?
İşte Türkçeden diğer dillere geçen sözcük sayıları ve size birkaç örnek:
|
|
|
Türkçe kökenli ya da alıntı sözcüklerden bazı örnekler:
- bıçak: Macarca "bicska"
- cacık: Yunanca "tzatziki"
- çaprak: Almanca "Schabracke"
- dilmaç (çevirmen): Almanca "Dolmetscher"
- dolma: İngilizce "dolma", Yunanca "dolmadaki"
- köşk: Slavca, Almanca "Kiosk"
- ordu: Almanca, İngilizce ve Fransızca "Horde"
- yelek: İngilizce ve Fransızca "gilet", İspanyolca "gileco, jaleco, chaleco", Arapça "jalikah"
- yoğurt: İngilizce "yoghurt", Fransızca "yaourt", Almanca "Joghurt", İspanyolca "yogur"
Aşağıdaki grafik de,Türkçede kullanılan kelimelerin kökenlerini bize açıklıyor :
Formula Lingua
www.formulalingua.com
24 Nisan 2013 Çarşamba
'Benim dil öğrenmeye yeteneğim yok.' diyenler?
'Benim sanırım dil öğrenmeye yeteneğim yok.' sözünü çok duyuyoruz. Hatta insanlarda oluşan bu algıdan ötürü,motivasyonlarının çok kırıldığına ve hatta var olan yabancı dil bilgilerini de kullanmaktan kaçındıklarına şahit olduk çok defa. 'Aman yanlış cümle kurmayayım' diye düşünüp konuşmak,yazmak yerine susmayı yeğleyen birçok kişi vardır herhalde aranızda.. İlk olarak şunu belirtmek isteriz: yabancı dil öğrenmenin yetenekle çok da alakası yoktur; bulunduğunuz ortamla ve de motivasyonunuzla alakalıdır. Örneğin bugün bir toplantıya giderken,bindiğimiz taksinin şoförü işimizi öğrendiği an,Fransızca konuşmaya başladı,yetmedi İngilizce konuştu sonra da biraz Almanca sıkıştırdı araya. Bu dilleri nereden öğrendiğini sorduk, kendisi özellikle İngilizce öğrenmek için kitaplar aldığını,evde kendi kendine çalıştığını ve de her fırsat bulduğunda müşterileri ile İngilizce konuşarak pratik yaptığını dile getirdi. Bize soracak olursanız,kurduğu İngilizce cümleler gayet anlaşır ve gayet de ileri seviyedeydi. Bu arada bahsettiğimiz bu şoförün en az 60 yaşında olduğunu da dile getirmek isteriz. Bundan yola çıkarak yabancı dil öğrenmenin yaşla alakalı olmadığına sonucuna da varmamız herhalde mümkündür.Kısacası,bir şeyi gerçekten istemek ve motivasyon dil öğrenmenin ilk şartı!
Peki,bir dili gerçekten öğrenmek isteyip bunun için yola koyulduğunuzda,size avantaj sağlayacak durumlardan bahsedelim. En önemlisi,şu çekingenliğinizi atın üzerinizden!! Öğrenmek isteğiniz dil hakkında bir kural öğrendiğiniz an ya da bir kelime duyduğunuz an,bunu hayata geçirmeye çalışın. İyi,kötü,doğru,yanlış farketmez. Siz hele ki o kalemi bir elinize alın,bir iki cümle kurun! Bunların dışında da,yabancı dilde şarkı dinleyin,sözlüğe bakmaya üşenmeden kendi kendinize kitaplar okuyun,film izleyin.
O,'dile yeteneği var' diye hakkında düşündüğünüz insanlar,inanın ki bunları yapıyorlar.
Formula Lingua
www.formulalingua.com
0216 363 8144
18 Nisan 2013 Perşembe
35 dil bilen Vandewalle!
''Ben bir dili zor öğrendim,35 dil de nasıl öğrenilir?!'' dediniz,değil mi?
Bugüne kadar 35 dil inceleyen ve bu özelliğiyle dünyanın en
çok dil bilen insanlarından olan Belçikalı dil bilimci Johan Vandewalle, 13
yaşında öğrenmeye başladığı Türkçeyi çok seviyor.
“Bir Türk ile Türkçeden başka bir dille konuşmak bana adeta
bir günah gibi geliyor.” diyen Vandewalle, insanlara kendi dillerinde hitap
etmeyi bir saygı ifadesi olarak görüyor.
Dil öğrenmeyi ‘şifre çözmeye’ benzeten ve Finceyi bir günde
öğrendiğini söyleyen Vandewalle, “Yeni bir dil öğrenmek bana büyük bir zevk
veriyor. Ama artık kendimi dil öğrenmekten ziyade dil öğretmeye adadım.” diyor.
1987 yılında en çok dil bilen Belçikalıyı tespit etmek için
yaşayan diller kapsamında düzenlenen ‘Babil Yarışması’nda 22 dille birinci olan
Vandewalle, Latince gibi 10 dil de dahil edildiğinde 32 dil öğrenmiş.
Aradan geçen zamanda yeni dil öğrenmek yerine dil öğretmeye
yönelen Vandewalle, sadece belleğine yeni 3 dil ilave ederek incelediği dil
sayısını 35’e çıkarmış. Dil rekoru kırmak gibi bir niyetinin olmadığını
vurgulayan Vandewalle, her yabancı lisan için bilgi seviyesinin birbirinden çok
farklı olduğunu belirtiyor. Vandewalle, “Bir dili tam anlamıyla öğrenmek için
insanın ömrü yetmez.” demeyi de ihmal etmiyor. Öğrenilen bir dilin
unutulmadığını, ancak uykuya dalabileceğini kaydeden Vandewalle, bir ülkeye
gittiği zaman mutlaka o ülkenin dilini öğrenmeye ve insanlara ana dillerinde
hitap etmeye çalıştığını anlatıyor.
Vandewalle, “13 yaşındayken Türkçe
öğrenmeye başladım. O zaman kendi kendime bir karar verdim. Bir Türk’le
konuşurken sadece ve sadece Türkçeyi kullanacağım, başka bir dille
anlaşmayacağım diye. Bir Türk ile Türkçeden başka dille konuşmak bana adeta
günah gibi geliyor.” diyor. Johan Vandewalle bu kadar çok dil öğrenmesini,
‘insanlara ana dillerinde hitap etmenin bir saygı ifadesi olması, dilleri
anlama isteği ve kendini dilini konuştuğu ülkenin bir vatandaşı gibi
hissetmesi’ne bağlıyor.
Öğrendiği dillerin bir kısmını o ülkelere giderek, bir
kısmını ise kitaplardan, radyo programları ve gazetelerden kendi kendine
öğrendiğini anlatan Vandewalle, herhangi bir dili meramını anlatacak şekilde
birkaç hafta içinde öğrenebildiğini söylüyor. İletişim için önemli olan
yapıları bildiği için öğrenmenin kolay olduğunu belirten Vandewalle, bir roman
veya gazete okumak için ise daha çok zaman gerektiğini kaydediyor.
En kısa sürede öğrendiği dilin Fince olduğu bilgisini veren
Vandewalle, olayı şöyle anlatıyor: “Belçika’da hava limanına giden trene
bindiğimde Fince bir ders kitabı aldım. Öğrenmeye koyuldum. Hava limanında
uçağı beklerken ve uçakta sayfa sayfa bu kitabı okudum. Bir gün sonra 100
sayfayı okumuşum. Önemli yapıları ve sözcükleri fark ederek okudum. İlk gün
Helsinki’de dolaştığımda etrafıma baktım, pek çok şeyi anlıyordum. Bir gün
içinde bir dünya açılmıştı.”
Vandewalle, şu anda ‘bir dil bilim projesi’ üzerinde
çalışıyor ve kendi kurduğu Doğu Dilleri ve Kültürleri Öğretim Merkezi’nin
başkanlığını yürütüyor. Bir dili öğrenmenin en kolay yolunu ‘metoduna uymak’
olarak özetleyen Vandewalle, bunu da ‘düzenli çalışmak ve konuşmak’ olarak
ifade ediyor.
Vandewalle’nin bildiği diller şöyle:
Flemenkçe, Fransızca, Latince, İngilizce, Almanca, Türkçe,
Farsça, Çağdaş Arapça, Rusça, Osmanlıca, Klasik Arapça, Eski Slavca, Özbekçe,
Kazakça, Kırgızca, Türkmence, Azerice, Uygurca, Tatarca, Başkurtça, Tuvaca,
Orhon Türkçesi, Eski Uygurca, Kuman Türkçesi, Çağatayca, Tacikçe, Mısır
Arapçası, Fas Arapçası, İtalyanca, Arnavutça, Yunanca, Hintçe, Urduca, Fince,
Gaelic.
Dil Öğrenmek için
Formula Lingua
www.formulalingua.com
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



.jpg)
.png)