başka bir yabancı dil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
başka bir yabancı dil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Eylül 2015 Pazartesi

Avrupa ülkelerinde Yabancı Dil Eğitimi



  • Avrupa'da eğitimin yüzde 94'ü İngilizce dilinde gerçekleşiyor. Finlandiya, Fransa, Avusturya ve Romanya %100 İngilizce eğitime sahip.
  • Avrupa'da İngilizce'den sonra okullarda öğrenilen ikinci dil ise, Fransızca. Onun da oranı İngilizce'ye göre çok düşük. Fransızca eğitim, Lüksemburg, Romanya ve İrlanda'da mevcut.
  • Almanca ise, Fransızca'yla yüzde 4lük bir farkla 3. sırada. Slovenya, Hırvatistan ve Lüksemburg Almanca eğitime sahip ülkeler.
  • İspanyolca da Avrupa'da 2. dil olarak %18 oranında öğreniliyor. Fransa, İsveç ve Danimarka okulları İspanyolca eğitime yer veriyor.
  • İtalyanca ve Rusça ise, yüzde 3 oranla, Malta, Hırvatistan, Kıbrıs, Estonya ve Litvanya okullarında!

Avrupalı öğrencilerin sadece %10'luk bir kesimi herhangi bir yabancı dil bilmiyor. Bu ülkeler arasından, yabancı dilin en az bilindiği ülke ise İngiltere. Sanıyoruz ki, kendi anadillerini neredeyse tüm dünya konuştuğu için 2. bir dil öğrenme gereksinimi duymuyorlar! 

Sonuç: İngilizce Şart!


Bilgiler 2013 yılına aittir, Avrupa Birliği'nin bir çalışmasıdır.

Formula Lingua
www.formulalingua.com


4 Haziran 2015 Perşembe

İddia ediyoruz ki, dil öğrenmek bir kişilik meselesidir! Peki ya neden?

Yeni bir dil öğrenmek, yeni bir dünyaya yeni bir kültüre, sizden farklı insanlara yelken açmak demektir. Çünkü 'dil'in yükü ağırdır aslında; koskoca bir kültürü, koskoca bir coğrafyayı, koskoca bir insanlık geçmişini omuzlarında taşır. Ve sizin her yeni öğrendiğiniz kelime, ait olduğu dilin konuşulduğu yerlere sürekler ve onu konuşanlarla tanıştırır.

Başlamak istediğimiz nokta aslında bu. Bu her zaman 'mantığı olmayan', bazen '2+2=4' kuralını yerle bir eden ve sürekli gelişen soyut bir şeyle baş etmeye ne kadar hazırlıklısınız? 

Hiç unutmuyorum, bir öğrencim bana bir gün 'Almanlar ne kadar saçma insanlar, artikel neden kullanıyorlar ki?' demişti. Bu sorduğu soru, aslında beni bambaşka bir yere götürdü. Dilin dilbilgisel yapısı ve o dili konuşanların özellikleri arasında bir bağ kurmak, çok naifçe bir şey ama bir o kadar da düşündürücü. Dilin kuşkusuz ki, dilin konuşulduğu coğrafyalar, o coğrafyalarda yaşayan insanların düşünce biçimi, kültürü ve dilin yapısı arasında bir bağ var. Ama bunun ötesinde, sizin, yabancı dil olarak öğrendiğiniz dil ile aranızdaki ilişki, yani ona yaklaşım biçiminiz ve ona karşı olan, olumlu ya da olumsuz ön yargılarınız, sizin dil öğrenme sürecinizde büyük bir rol oynayabilir. Yukarıda bahsettiğim arkadaşın, Almanca öğrenme süreci, diğer öğrencilere kıyasla çok daha zor ve uzun sürdü. Çünkü, kendisi, yeni bir kültüre hazırlıklı değildi. Mantığının kabul etmediği şeyleri şiddetle reddediyordu, dili özümseyemiyordu, aceleciydi ve Almanlar konusunda da biraz ön yargılıydı. Özellikle dildeki mantıksızlıkları, Almanların her zaman rasyonel olduğu kanaatiyle ters düştüğü için kabul etmiyor oluşu, onu fazlasıyla zorladı!

Kelime ezberlemek, dilbilgisi alıştırması yapmak, bir cümleyi yaklaşık 10 dakika boyunca kurmaya çalışmak büyük bir azim ister. Hele ki karşınızda nankörlerin en nankörü varken. Ona karşı sabırlı olmak, yılmamak ve hata yapmaktan korkmamak şart. Bir tahmin edin, hata yapmaktan sürekli olarak korkan ve her hata yaptığında kendine olan güvenini kaybeden insanların dil öğrenmekte ne kadar zorlandığını! Ama ne yazık ki dil, en çok tecrübe edilerek öğrenilir. Dil öğrenmenin en önemli gereksinimi hata yapmaktır. Aptalca da olsa, karşınızdakinin ne düşündüğünü önemsemeden, onu kullanmaya çalışmak gerektirir, bu da o insanın dili daha aktif olarak kullanabilmesini sağlar. Sizce, utangaç bir insan bununla baş edebilir mi?

Telaffuz önemlidir. Telaffuzunuz, o dile olan aidiyet duygunuzu perçinler. O dili, anadili olarak konuşanların dünyasına girmenizi kolaylaştırır. Telaffuzunuz  ne kadar anadil olarak konuşanların telaffuzuna benzerse, kendinizi daha az 'yabancı' hissedersiniz. Daha doğrusu öyle hissettirilirsiniz. Siz kendinizi baştan bir 'yabancı' olarak görüyorsanız, oyuna mağlup başlıyorsunuz demektir. Dil öğrenmek, dünyaya bakış açınızla ilintilidir. O yüzden dünyanızı genişletebilmeniz için diğer kültürlere ve insanlara toleranslı olmanızı gerektirir. Ya da başka bir deyişle, yabancılık duygusunu aşmak..

Anadilini kötü kullanan ve anadilindeki kelime bilgisi kısıtlı bir insanın dil öğrenmesi de hiç kolay değil! Çünkü yabancı dil öğrenen kişinin, en başta kendi anadilinde düşünmesine asla engel olamayız. (Bu özellik, dil özümsendikçe azalır.) Eğer bir insan kendi anadilinde kurduğu cümleyi düşük kuruyorsa, onu, bilmediği bir dilde de doğru kurması imkansızdır. Problem aslında, zincirin ilk halkasındadır. Özetle bir insanın, başka kültüre ve dile saygılı olduğu kadar, kendi anadiline de sahip çıkması ve ona değer vermesi dil öğrenme sürecinde olmazsa olmazlar arasındadır.

Fonetik, semantik, sentaks gibi dilbilimin birçok alt disiplinine olan yaklaşım biçiminiz, anadilinizi kullanma biçiminiz ve tüm bunlara etken olan karakteriniz, bizi son derece ilgilendiriyor. Formula Lingua olarak, dil öğrenme yolculuğunuza çıkarken sizi daha yakından tanımak ve yukarıda bahsettiğimiz tüm engelleri beraber aşmak istiyoruz.


Çünkü dil öğrenmek bir kişilik meselesidir!






Formula Lingua
Nevra Atan (Filolog, Kurucu)

Adres: Bağdat Cad., Mustafa Mazhar Bey Sok. No:2/6 Selamiçeşme/Kadıköy İstanbul

Tel: 0216 363 8144


30 Ocak 2013 Çarşamba

Yeni bir yabancı dil daha öğrenmek

Almanca öğrenmiş biri için İngilizce çok kolay olabilir!
Ya da Fransızca biliyorsunuz ve İtalyanca konuşan birilerini duyduğunuzda kimi sözcükler size hiç de yabancı gelmiyor..
Evet,bazı diller birbirine benzer. Bir dili öğrendiğinizde,başka bir yabancı dil daha öğrenmek için çok daha kolay olabilir.. İşte size yeni diller öğrenmek için bir sebep daha...