7 Kasım 2013 Perşembe

Babil Efsanesi ve Dillerin Doğuşu

Efsaneye göre Tanrı'nın,ona ulaşmaya çalışan insanlara verdiği bir ceza:

Tevrat’ta yer alan ve Bâbil kıssası olarak bilinen anlatıda dillerin nasıl farklılaştıklarına dair bilgiler vardır.

Dini bir bakış açısıyla bu öykü sıklıkla insanın kusurluluğunu, tanrının kusursuzluğu ile kıyaslamak ve dünyadaki yüzlerce dilin kökenini açıklamak amacıyla kullanılır. Buna göre Tufan'dan sonra yine kendilerini kaybeden insanlar, gökyüzüne ulaşma tutkusuyla bir kule yapmaya karar verirler. Herkes aynı dili konuştuğu için, el birliğiyle bu kuleyi inşaya girişirler. Tanrı da, yine kendini kaybeden insanoğlunu cezalandırmak üzere dil kargaşası yaratır. İnsanlar birbirini anlayamaz olur ve o devasa projeyi gerçekleştiremezler. Zamanla çeşitli dil ve kültürler, farklı gelenekler oluşur. Bir yandan 'yabancıllık, öte yandan çevreye kapalı yaşam, kişileri ön yargıya, yanlış anlamaya, çatışmaya sürükler. 

Babil kulesinden Tevrat'ın Yaratılış (Tekvin) kısmında bahsedilir. O da şu şekildedir:

''Ve bütün dünyanın dili bir ve sözü birdi. Ve vaki oldu ki, şarkta göçtükleri zaman Şinar diyarında bir ova buldular ve orada oturdular. Ve birbirlerine dediler: Gelin kerpiç yapalım ve onları iyice pişirelim. Onların taş yerine kerpiçleri ve harç yerine ziftleri vardı. Ve dediler: Bütün yeryüzü üzerine dağılmayalım, diye gelin kendimize bir nam yapalım. Ve âdemoğullarının yapmakta oldukları şehri ve kuleyi görmek için Rab indi ve Rab dedi: İşte bir kavimdirler ve onların hepsinin bir dili var ve yapmağa başladıkları şey budur ve şimdi yapmağa niyet ettiklerinden hiçbir şey onlara men edilmeyecektir. Gelin, inelim ve birbirinin dilini anlamasınlar diye, onların dilini orada karıştıralım. Ve Rab onları bütün yeryüzü üzerine dağıttı ve şehri bina
Etmeği bıraktılar. Bundan dolayı bunun adına Bâbil denildi; çünkü Rab bütün dünyanın dilini orada karıştırdı ve Rab onları bütün yeryüzü üzerine oradan dağıttı..'' (Eski Ahit (Tevrat), Tekvin, Bap, 11/1–9)

Kısacası Babil Kulesi, insanların tarihî dönemlerde dil olgusunun kökenine ve ulusların çeşitliliğine yönelik sorularına cevap veren bir inanıştır. Bu efsane, ulusların ve onların dillerinin çeşitliliğini açıklamaya çalışır. İnanış, kutsal kitaplara da yansımış ve çeşitli efsane, destan gibi anlatılarda yerini almıştır.




Dilinizin Sınırları Dünyanızın Sınırlarıdır
Formula Lingua




5 Kasım 2013 Salı

Nedir bu 'Remember, Remember, The 5th of November' ?

Hatırla,hatırla,5 Kasım'ı hatırla!

5 Kasım 1605, İngiltere


Bir adam 5 Kasım 1605 tarihinde İngiliz Parlamento binasını havaya uçurmaya çalıştı. ‘Barut komplosu’ olarak bilinen olay amacına ulaşamadan engellense de ‘5 Kasım’ tarihe geçti ve anarşi hareketlerinin öncülerinden oldu…


Guy Fawkes… İngiliz tarihinin en büyük vatan haini…36 yaşında idam edildi. Çünkü sistemin karşısındaydı. Çünkü aristokrasinin ve burjuvazinin çürümüşlüğünden ve halkı umursamamasından rahatsızdı. Robert Catesby, Thomas Winter ve diğer komplocularla birlikte Kral I. James’e ve tüm aristokrasiye karşı büyük bir plan yaptılar. ‘Barut komplosu’ olarak bilinen olay çok şeyi değiştirdi…



Yönetimi ve rejimi yıkmak isteyen 12 komplocu Westminster Sarayı’ndaki İngiliz Parlamento binasını, o yılki aristokrasi zirvesinde havaya uçurmaya karar verdi. Komploculardan birinin bilgi sızdırması sonucu komplo ortaya çıktı ve Fawkes, gece yarısı parlamento mahzenlerinde barut fıçısıyla yakalandı.


Fawkes, 31 Ocak 1606’da sarayın karşısında asılarak idam edildi ve vücudu parçalara ayrıldı. ‘Barut komplosu’ ise ülkenin tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu. Protestan devlet adamlarını alt ederek halkı ayaklandırmayı hedefleyen olayı anarşi hareketlerinin öncüsü sayanlar olduğu gibi Fawkes’ın ona biçilen rolden uzakta koyu bir Katolik, olayın da dinlerle alakalı olduğunu savunanalar da var. Ama bir gerçek var ki; 17. yüzyılın bütün zorluklarına ve dönemin muhafazakar ve baskıcı rejimine rağmen böyle bir olay her yönüyle önemli bir başkaldırıydı.

Eylemin başarısızlığı İngiltere’nin birçok bölgesinde her 5 Kasım’da şenliklerle kutlanıp, Fawkes maskesi takılmış kuklalar yakılsa da, Fawkes’ın anarşist ruhu hala İngiltere’nin sokaklarında dolaşıyor.


 ntvmsnbc'den Hasan Cömert'in haberidir.


Formula Lingua

.

31 Ekim 2013 Perşembe

İngilizce'nin Kökeni

Bugün bir dünya dili haline gelen İngilizce'nin kökenini hiç merak ettiniz mi?


İngilizce, Cermen kökenli bir dildir. Kavimler Göçüyle yer değiştirmiş Cermen kavimlerinin Britanya Adalarında yaşayan Keltleri sürerek bu adalara getirdikleri dildir. Adını adaya yerleşen ve Saksonlarla karışan Angluslardan almıştır. Bu kavimler dillerine "Anglik" demişlerdir. Cermen kavimleri tarafından Britanya Adaları'nda kullanılmasına dayandırılarak, filologlar tarafından kaynağının Almanca olduğu savunulmaktadır.


Eski İngilizceyi şekillendiren en önemli güçlerden birisi, onun Germanik sözcük dağarcığı, cümle yapısı ve Avrupa kıtasındaki kardeş dilleriyle paylaştığı gramer yapısıdır. Bu özelliklerden bir kısmı Batı Cermen dil ailesine aitken, bir kısmı da bütün Cermen dillerinin kökü olarak kabul edilen Proto-Germanik dil ailesinden miras kalmıştır. Ayrıca, hareketsiz nesneler dahil bütün nesnelere cinsiyet verilirdi: Örn, sēo sunne (M.İ. the Sun "güneş") dişil iken se mōna (M.İ. the Moon "ay") eril olarak kabul edilir. (Bu durum Modern Almancada da bu şekildedir. Örn. die Sonne, der Mond...)


Bugün, anadili İngilizce olanlar bu Eski İngilizce’yi anlamakta büyük ihtimalle büyük zorluk çekerdi. Bununla birlikte, Modern İngilizce’de en yaygın şekilde kullanılan kelimelerin yarısının kökeni Eski İngilizce’dendir. Mesela ‘be,’ ‘strong’ ve‘water’ gibi kelimelerin kökenleri Eski İngilizce’ye dayanmaktadır. Eski İngilizce 1100 yıllarına kadar konuşulmuştur.


Roma İmparatorluğu döneminde Britanya adalarına gönderilen rahipler, buraya İncil'in başlıca cevirilerinden birinin dili olan Latince'yi getirmiş ve uzun yıllar Latince'nin etkisi baş göstermiştir. Daha sonra güneyden gelen Fransızlaşmış bir halk olan Normanların istilâları ile "Normanca" denilen Fransız lehçesi ile karışmıştır. Yönetici sınıf bu dili konuşurken köylü sınıfı olarak kabul edilen halk Eski İngilizce'yi konuşmaktaydı. 1066'da Hastings Savaşı 'yla Fâtih William adaları ele geçirirek uzun yıllar boyunca Normancanın yerleşmesine sebep olmuştur. Normanların İngiltere'yi fethi, aynı zamanda İngiltere'nin son fethidir.


Ortaçağ İngilizce’sinin sonların doğru, İngilizce telaffuzda ani ve kapsamlı bir değişiklik baş göstermiştir (Büyük Ünlü Değişimi). Ünlüler daha kısa teleffuz edilmeye başlanmıştır. 16. yüzyıldan itibaren İngilizler dünyanın dört bir yanından pek çok halk ile irtibata geçmeye başlamıştır.


İrtibatın artması ve Rönesans ile birçok yeni kelime de İngilizce’ye girmiştir. Matbaanın icadı ile de ortak bir dilin yaygınlaşması sağlanmıştır. Kitapların ucuzlamasıyla okur yazarlık daha da artmıştır. Matbaanın icadı ayrıca İngilizce’ye standardizasyon getirmiştir. Heceler ve dilbilgisi kuralları belirlenmiş ve Londra ağzı İngilizce standartlaştırılmıştır. 1604’te ise ilk İngilizce sözlük yayımlanmıştır.

Erken Modern İngilizce ile Geç Modern İngilizce arasındaki temel fark kelime dağarcığıdır. Geç Modern İngilizcede çok daha fazla kelime mevcuttur. Bu da iki temel faktörden kaynaklanır: Birincisi, Sanayi Devrimi ve teknolojinin gelişmesi ile yeni kelimelere ihtiyaç duyulması; ikincisi ise İngiliz İmparatorluğu’nun en güçlü döneminde dünyanın dörtte birini işgal etmiş olmasıdır. Dolayısıyla İngilizce birçok farklı dille karşılaşıp etkileşime girmiştir.


Kaynak : Wikipedia



Formula Lingua

0216 363 81 44
www.formulalingua.com

24 Ekim 2013 Perşembe

Formula Lingua Neden Farklı?


Eğitim kadromuz ve sistemimizle farklıyız çünkü ;

1.       Size yalan söylemiyoruz!


Bizden asla 5 günde yabancı dil öğreneceğiniz vaadini duyamazsınız. Hedeflerinize ulaşmanızda en gerçekçi yorumları ve saptamaları yapıyoruz.

      2. Öğretmenlerimiz alanında uzman ve kaliteli!


 Bizim için bir dili bilmekle öğretmek arasında dağlar kadar fark var. Öğretmenlik vasfına sahip olmayan kimse kurumumuzda ders vermez. Ekibimizde yer alan istisnasız her eğitmenimiz saygın lise ve üniversitelerden mezun yüksek akademik dil seviyesine ulaşmış, donanımlı, uzman ve tecrübeli öğretmenlerden oluşmaktadır.

3.       Derslerimiz son derece enteraktif ve eğlenceli!


Formula Lingua’da sadece öğretmenin konuştuğu, öğrencinin sıkıntıdan uyukladığı veya sürekli saatine baktığı dersler yoktur. Eğitim, öğrencinin devamlı katılımını teşvik eden enteraktif dersler şeklinde ilerlemektedir.




4.       Ezberi sevmiyoruz!


Ezber ve havada kalan bilgilerden uzak, anlama ve öğrenme yollarıyla dil becerilerini geliştirmeye odaklı bir anlayış benimsiyoruz. Bu yüzden öğrencilerimiz öğrendikleri dili hızla geliştiriyor çünkü gündelik çözümlerle değil, kalıcı bilgilerle besleniyorlar.
Sadece belli durumlar karşısında programlanmış şablon cevaplar vermeyi değil, beklenmedik durumlarda edindikleri bilgileri işleyerek yeni yapılar kurmayı öğreniyorlar. Bu yaklaşım sayesinde öğrencilerimiz dillerini hızla ilerletiyor ve kendilerinden emin bir şekilde kullanabiliyorlar.





5.       Bizde, ne sadece ‘konuşarak’ dili öğrenirsiniz ne de sadece dilbilgisi alıştırmaları yaparak!



Dershane tipi kitlesel eğitim verilen kurumlarda dil eğitiminde başlıca iki yaklaşım benimsenmektedir. Birincisi dilbigisine ağırlık verir ikincisi konuşmaya. Dilbilgisi kurallarının ve birtakım kalıp cümlelerin ezberlenmesine dayalı bir eğitim iyi sonuç vermemektedir. Bu yaklaşım dili yaratıcı bir şekilde kullanmaya engel olmaktadır. Dilbilgisi kurallarını dışlayan sadece konuşmaya dayalı bir yaklaşım ise dili düzgün konuşma hedefine ulaştırmaz. Dilbilgisinin geçiştirilmesi sebebiyle kulaktan dolma ve kuruluş mantığı anlaşılmamış birtakım cümlelerle düzgün konuşulamayacağı açıktır. Bu yöntemle konuşmanın dışında okuma ve yazma becerileri de geliştirilemez. Bir dili etkin ve doğru bir şekilde kullanabilmek için dilbigisi temelinin sağlam olması gerekmektedir. Bu temelin üzerine konuşma birikimi inşa eklenirse kalıcı ve başarılı bir dil eğitiminden söz edilebilir. Biz, dilbilgisi ve konuşmayı dengeli bir şekilde harmanlayarak öğrencilerimize sağlam bir dil bilinci kazandırıyoruz.



6.       Sizi önemsiyoruz ve hep yanınızdayız!


Eğitim anlayışımız ‘insana saygı’ya dayanır. Bizim için,tüm öğrencilerimizin, iş ortaklarımızın ve çalışanlarımızın fikirleri önemlidir.
Ders programlarını, öğrencilerimizin ihtiyaç ve hedefleri doğrultusunda kişiye özel oluşturuyor ve öğrenme becerilerine göre şekillendiriyoruz. Her öğrencimizin akademik gelişimini yakında takip ediyor ve raporlar hazırlıyoruz.






Formula Lingua

www.formulalingua.com

0216 363 81 44


10 Haziran 2013 Pazartesi

Avrupa'da en çok konuşulan dil: Almanca

Avrupa'nın en çok konuşulan
dili olan Almanca'nın,anlam ve önemi kesinlikle yadsınamaz!
Arkeolojinin,bilimin,mühendisliğin,en büyük edebiyatçıların ve felsefenin dili... Hiç istemez miydiniz Goethe'nin şiirlerini orijinal dilinden okuyabilmeyi? 

Avrupa'nın en güçlü ekonomisi ve Türkiye'nin de birçok alandaki en önemli iş ortağı Almanya'dır. Hal böyle olunca,Almanca bilmenin size getireceği iş imkanlarını da saymakla bitmez...

Bu dili öğrenmek isterseniz ya da mevcut Almanca bilginizi daha da ileri bir seviyeye getirmek isterseniz,Formula Lingua güçlü eğitim kadrosu ve size özel ders programları ile yanınızda!

Formula Lingua’da Almanca eğitimleri,kurumların ve bireylerin ihtiyaçlarına yönelik oluşturulmaktadır.

•Başlangıç seviyesinden ileri seviyeye genel Almanca
•Ekonomi Almancası (Wirtschaftsdeutsch)
•Mesleki Almanca (tıp, hukuk, ekonomi ve mühendislik terminolojisi ile iletişim pratikleri)
•TestDaF,Sprachdiplom,Abiturgibi sınavlara hazırlık


Formula Lingua
0216 363 81 44

Almanca hakkında daha ayrıntılı bilgi için:




23 Mayıs 2013 Perşembe

Biz kalabalık sınıflarda dil öğrenileceğine inanmıyoruz!

Unutmayın! Bizde dil,sadece kişiye özel 'terzi işi' yöntemlerle ve en fazla 4-5 kişilik sınıflarda öğrenilir.

Kurs kitaplarını, onlarca kişinin yer aldığı sınıfları ve sizin isteklerinizden bihaber eğitimleri bir kenara atın ve gerçekten dil öğrenmek için harekete geçin!



14 Mayıs 2013 Salı

Yabancı dil öğrenmek için geç mi kaldığınızı düşünüyordunuz?

'Yeni bir dil öğrenmek için geç kaldım,artık kafam almıyor sanırım.' sözünü birçok yetişkin öğrencimizden duyuyoruz.

Çocukların,yetişkinlere kıyasla daha çabuk ve daha kolay bir şekilde yabancı dil öğrenebildikleri düşüncesi son derece yaygındır. 1960lı yıllarda ortaya atılan 'kritik dönem' hipotezine göre (Penfield&Roberts,1959), ikinci dil öğrenimde ergenlik çağına kadar olan dönem, en verimli dönemdir. Bu hipotez,beynin dil öğrenmede kullanılan sol yarısının ileriki yaşlarda elastikiyetini kaybettiğini ortaya atarak,bir çok nörolojik açıklama ile de desteklenmiştir.

Oysaki bu hipotez,başka araştırmacılar tarafından bugün çürütülmüştür. 'Dil öğrenmeye ne kadar erken başlanırsa,o kadar iyidir.' görüşünü okul ortamında yapılan bazı araştırmalar desteklememiştir. Okulda 11 yaşında Fransızca öğrenmeye başlayan İngiliz çocukların, 7 yaşında Fransızca'ya başlayan çocuklara göre ikinci dil testlerinde daha başarılı oldukları belirlenmiştir (Stern,1975). Aynı zamanda,artık yetişkinlerin de dili mükemmel öğrenebilecekleri belirtilmektedir.


Fakat,yapılan araştırmalar göstermiştir ki,ne kadar erken yaşta yabancı dil öğrenilmeye başlanırsa,o kadar aksansız konuşmak mümkündür.Amerika'ya göç eden çocuklar üzerinde yapılan bir araştırmaya göre (Oyama 1976) , 1-7 yaş arasındaki çocukların %68'inin, 10-13 yaş arasındaki çocukların ise %7'sinin dili aksansız öğrendikleri saptanmıştır. Ama bunlar,dilin çocuklar tarafından yetişkinlere göre daha çabuk öğrendikleri anlamına gelmemektedir. Çocukların,morfolojik ve fonetik öğeleri daha hızlı algılamalarından dolayı kolayca edinebildikleri aksansız telaffuz,sadece yanıltıcı olabilir.

Her ne kadar yetişkinlerin ve çocukların yabancı dil öğrenme şekilleri ve yetileri farklılık gösterse de, yetişkinlerin sematik ilişkileri ve dilbilgisi kurallarını anlamalarının daha kolay olduğunu savunabiliriz. 

Tüm bunların yansıra,yabancı dil öğrenme sürecini yönlendiren çeşitli etkenler vardır: Biyolojik koşullar,bilişsel ve duygusal etkenler,öğretim metodu ve sosyal etkenler. Bu etkenler,olumlu olduğu sürece,dil öğrenmede yaş faktörünün fazla bir önemi yoktur. O yüzden 'yaşım dil öğrenmek için fazla' düşüncesi tamamen yanlış bir düşüncedir. Bu durumun,motivasyonunuzu etkilemesine izin vermeyin!



Kaynak:   Yrd. Doç Dr. Nazan Tutaş: Selçuk Üniversitesi,Sosyal Bilimler Dergisi,Sayı 8




Yeni bir dil öğrenmek için
Formula Lingua

www.formulalingua.com
0216 363 81 44